• Özgü Ergün Boutiquette

NEZAKET ZAMANSIZDIR

Güncelleme tarihi: 19 Mar 2021

Nezaket : (Ad) Başkalarına karşı incelikli ve saygılı davranma, incelik, naziklik, sosyal olarak doğru davranışlarla diğerlerinin konforları ve duygularına saygı gösterme eylemi.

Photo Credit : Serra Özgüneş
NEZAKET ZAMANSIZDIR

Bazı şeyler dönemliktir.


Eşyalarımızın eskidiklerine karar verdiğimizde ya tozlu raflara, ya tavan arasındaki kutulara kaldırır, ya da bir ihtiyaç sahibine veririz. Bizim için anısı olan bazı eşyalarımızı miyadı da dolsa, modası da geçse hep el altında tutmayı tercih


ederiz ama yine de onları bir daha asla kullanmaz, giymez, takmaz, sürmeyiz…


“Nezaket”, asırlarca gururla takılan ata yadigarı bir broş gibidir, zamansızdır, her devirde geçerliliği vardır; nezaketin modası asla geçmez.


Karşılık beklemeden yapılması ve altında hiç bir kötülük zerresi barındırmamasından mıdır nedir, nezaket aynı zamanda paha biçilmez bir davranıştır.


Karşı taraftan bakıldığında, nezaket görecelidir ama seçenekler çoğul değildir; nezaket görenin gösterene karşı sadece iki seçeneği vardır, takdir eder veya etmez. Nezaket gösteren ise sadece “nazik”tir. Takdir edilmemiş olsa bile, nazik olduğu için asla yargılanmaz, sorgulanmaz.


Nezaketli tavırlarımıza karşılık olarak aldığımız tepki ne olursa olsun, bu becerimizden vazgeçmeden devam etmemiz ise her şeyden daha da önemli olan “kendimize nazik olma” yetimizin ayrılmaz bir parçasıdır.


Nezaketi bir kez bünyemizde barındırdık mı ödülümüzü muhakkak alırız. En azından kendi içimizde, vicdanımızda, hayata bakışımızda bizi biz yapan tüm değerlerle “nazik olmayanların” 1-0 önündeyizdir. İşte bu sebeple, önce kendimize nazik olmayı sağlamak ve bu yetimize sahip çıkma farkındalığımızı uyanık tutmamız kendimize yapacağımız en büyük iyiliklerden biridir. Özellikle de bir şeyleri yanlış yaptığımızda, yaşadığımız zorlu süreçlerde, sorumlusu olduğumuz ve sonuçları beklediğimiz gibi gelişmeyen olaylar karşısında tutunduğumuz tavırlarda … Kendimize karşı nazik olma farkındalığıyla hem sorumluluklarımızı kabullenmede, hem de bunların sonuçlarını bilinçle algılayıp tepkilerimizi daha yüksek bir soğukkanlılıkla karşılayabilmede ustalaşırız.


Nezaket zamansız olduğu gibi dini, dili, ırkı, milleti, erkeği, kadını, çocuğu, miktarı veya seviyesi de olmayan bir davranıştır. Nezaket nezakettir, az ya da çok nazik deseler de nezaketli bir davranıştan çıkacak tek sonuç “nazik” olduğumuzdur.


Lakin nezaket ile tevazu farklı şeylerdir ve nazik olan birisi mütevazi birisi ile asla birbirine karıştırılmamalıdır.


Her zaman hem kendimize hem diğerlerine nazik olmalıyız demiştik ama tevazu, yani alçak gönüllülük, hayat içinde dikkatle kullanılması gereken bir davranıştır. O sadece özel günlerde dolaptan çıkartılan nadide ipek bir gömlek veya evde yalnızken giydiğiniz bir eşofman altı gibidir. Tevazu göstermede, yani “mütevazi” olmakta doğru “strateji”, bu davranışı sergilemenin önünde yer alır. Kek pişirmek için kullanılan şeker, un, yumurta gibi malzemelerin hangi oranda kullanılacağını bilmeye benzer. Yanlış yerde, yanlış zamanda ve yanlış oranda kullanıldığında hem kendinize hem de başkalarına “ayıp etmiş” olma riskiniz vardır.


Uzmanı olduğunuz bir konuda veya sizin ne olduğunuzu ve değerlerinizi çok iyi bilen birisinin karşısında gereğinden fazla mütevazi olmanız, sizi hem kendi gözünüzde hem de karşı tarafın algısında olmanız gerekenden daha alt basamağa itebilecektir. Sanki o değerlere sahip değilmişsiniz gibi rol yapmakla, karışınızdakinin aklıyla alay ediyor imajı verebilir veya karşınızdakini yok yere daha üst konuma koymak suretiyle dalkavukluk yaptığınız kanısına sebebiyet verebilirsiniz de.


Mütevazi olmadan önce, taşıdığınız bu değerleri kazanmak için nasıl, ne kadar ve ne zamandır çaba gösterdiğinizi hatırlamak esastır; bu da kendimize nazik olma farkındalığımızın temellerindendir.


Nezaket ve tevazu olguları ile birlikte karşımıza bir de terbiye çıkıyor. Ana sözlük karşılığı, insanlara nezaket ve incelikle muamele etmek ve onlara doğru sosyal davranışları göstermek olarak verilmiş olsa da eğitim ve görgü olarak da tanımlanıyor. Yani terbiye biraz daha komplike, içinde aynı anda hem nezaketi hem görgüyü hem de iyi bir eğitimi barındıran bir kavram.


En basit örnek olarak kalabalık bir toplu taşıma aracında genç yolcuların ihtiyar ve anne adayı yolculara yer vermesini terbiyeli bir davranış olarak nitelendirebiliriz. Bu davranışı sayesinde yer veren kişiyi, eğitimli, bulunduğu toplumun geleneksel görgü kurallarına riayet eden ve nazik biri olarak algılıyor olacağız.


Bir karşılaştırma yaparak analiz edersek, şunu söyleyebiliriz; Nezaketin kuralı yoktur – o “oluverir”, görgü ise kurallara bağlıdır. Eğitim ile öğrenilir. Bu eğitim, aileden görerek veya bu alt yapıya sahip olan okullarda okurken elde edilebileceği gibi, istenirse sonradan da çeşitli kurs ve derslerle veya günümüzde internetten okuyup izleyerek de edinilebilir.


Kuralcı olduğu kadar çekici ve bir o kadar da cazibelidir görgü kuralları. Derinine indikçe kendini sevdiren bu kurallar silsilesi bünyesinde psikolojiden matematiğe, fizikten sosyolojiye bir çok etkeni barındırır.


Bir sonraki yazımda sizlere “Kuralcı ama Çekici” görgü kurallarından bahsedeceğim. O zamana dek önce kendinize sonra da evrenin tüm diğer unsurlarına hiç olmadığınız kadar nazik olmanızı dilerim.


Hep beraber nezakette devrim yaratacağız çünkü Victor Hugo’nun da dediği gibi “ Nezaket içten gelir ama her şeyi satın alır.

Photo Credit : Serra Özgüneş

26 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör